“Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” derken Akif; ben daha henüz yoktum dünyada. Bugün varlığımı Allah’a kullukta bulanlardan olma niyetini taşıyan bir kul isem; borçluyum önce Allah’a sonra da bu aziz vatana.
Bu toprakların kültür ve medeniyetiyle büyüdüm ben. Bireyselleşmenin had safhada olduğu şu günlerde, bir teravih namazı çıkışı kendimi Darü’l Erkam’da hissettim. Evet dedim evet böyle bir şeydi birlik olmak, ümmet olmak aynı yöne bakıp aynı amaç uğruna candan, serden geçmek Çanakkale’deki dedelerimiz gibi. O kadar canın kanıyla suladığı toprakların emanetçisi olmak kolay değildi elbette. Çok inişler çıkışlar yaşadık bu cofrafyada.
Hepimizin bir uçtan öteki uca savruluşu da bu yüzden belki de. Umutluyum ben. İmanım diri tutuyor umudumu. Yaptıklarıma, yapacaklarıma değil Allah’ın rahmetine güveniyorum şüphesiz.
Peki ya Çanakkale deyince niye geliyor benim aklıma Gazze? Çünkü ecdadın bana miras bıraktığı ruhu görüyorum orda. Kutsallarına topraklarına sahip çıkan bir avuç bebek. Ya da bir avuç melek. Kudüs sadece onların kutsalı mı? Cevabı size bırakıyorum. Benim şuan üzerinde durduğum konu soykırım. Bunu asla başaramayacaklar bir ölürken bin diriliyoruz. Cennette muazzam bir ordu kuruyoruz. Ahirete iman, egemenliğin kayıtsız şartsız Allah’a ait oluşu Gazze toraklarında göğe uzanan her melekle yeniden yankılanıyor. Ben bu ümmetin yeni Çanakkale’sini Gazze’de görüyorum. Doğu Türkistan’ı, Arakan’ı da kurtaracak bir direnişi Allah’a teslimiyeti Gazze’de görüyorum.
Ben Gazze ile yeni neslin dirildiğini görüyorum. Küçücük çocuklar boykot etmeyi kundakta öğrenmeye başladı daha ne olsun. Filistin toprakları yaşayan şehitlerle dolu. Şairin ölümden ötede varış dediği yere koşuyor hepsi.
Bu Ramazan ayında yemekten içmekten vazgeçişimizin sebebi de yalnızca kulluğumuzu Allah’a yaptığımızın ispatı değil mi zaten? İşte Gazze sadece yeme içme orucu değil candan geçme orucu da tutuyor. Rabbim onların iftarlarını cennetle müjdele. Amin.